İnsan olmanın en zor gerçeklerinden biri, bir gün öleceğimizi bilerek yaşamaktır. Bu düşünce çoğu zaman zihnimizin bir köşesinde sessizce beklerken, bazen beklenmedik bir kayıp veya hastalık haberi ile daha belirgin bir hale gelebilir. Ölümün ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğine dair belirsizlik, birçok kişide kaygı uyandırabilir. Hayatta kalma içgüdümüzün doğal bir parçasıdır bu kaygı. Belli bir düzeyde herkes tarafından deneyimlenebilir. Ancak ölüm düşüncesi yoğun, sürekli ve kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyecek bir boyuta ulaşabilir. Bu duruma da psikolojide tanatofobi (ölüm fobisi) denir.
Ölüm Korkusu Neden Olur?
Ölüm korkusunun tek bir nedeni yoktur. Genellikle biyolojik, psikolojik ve yaşamsal etkilerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar.
Belirsizlik: Ölüm korkusunun en temel nedenlerinden biridir. İnsan beyni öngörülebilen ve kontrol edilebilen durumlarda kendini daha güvende hisseder. Ölümün nasıl, nerede ve ne zaman gerçekleşeceğinin belirsiz olması ve hatta ölüm sonrasında ne olacağını bilememek ölüm kaygısına neden olur.
Hayatta Kalma İçgüdüsü: İnsan beyni yaşamını sürdürmeye programlanmıştır. Bu nedenle bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığımızda koruyucu bir mekanizma olarak ölüm korkusu hissedebiliriz.
Sağlık Kaygısı: Sağlık anksiyetesi yaşayan kişiler, bedensel belirtileri hastalık riski olarak yorumlayabilir. Sürekli internetten hastalık belirtileri araştırmak veya sürekli doktora gitmek bu ölüm korkusunu besleyebilir.
Yakın Kaybı ve Travmatik Yaşantılar: Bir yakının ölüm haberini almak, ciddi bir hastalık geçirmek, trafik kazası geçirmek veya deprem gibi bir doğal afet yaşamak, kişinin insanların ölümlü oluşunu fark etmesine neden olabilir. Bu farkındalık bazı kişilerde ölüm korkusunu arttırabilir.
Yaşamın Tamamlanmamış Olduğu Hissi: Kimi zaman ölümden ziyade yaşamında istediklerinin tamamlayamadan ölmekten korkabilir. Hedeflenen isteklere ulaşamama, sevdiğimiz insanlardan ayrı kalma veya pişmanlıklarla yaşama düşüncesi ölüm kaygısını arttırabilir.
Kültürel ve Dini İnançlar: Ölüm ve ölüm sonrası yaşama ilişkin duyulan inançlar bazı kişilerde ölüm korkusunu azaltırken bazı kişilerde belirsizlik ve yargılanma düşünceleri bu korkuyu arttırabilir.
Yaşın İlerlemesi: İnsanlar yaş ilerledikçe de ölüm kaygısı duyabilmektedir. Yaşlılığa bağlı olarak kendi yaşıtlarını veya kendine yakın yaş grubundaki kişileri kaybetmeye başlamak, ölümün artık daha yakın olduğu hissi ile kişide artık sıranın ona gelmesini bekler bir şekilde ölüm kaygısına neden olabilmektedir.
Sevdiklerinden Uzak Yaşamak: Aile üyelerinden ve sevdiğiniz insanlardan uzakta yaşamak, dilediğinizde onları görememek ve özellikle bu yaşamı tek başına idare ettirmek de ölüm korkusuna neden olabilir. Uzaktayken her an bir şey olabilme ve o esnada yakınlarımızdan haber alamama, onlara yardım edememe veya tam tersi başımıza bir şey gelirse onların bizden haber alamayabileceği düşüncesi de ölüm korkusuna neden olabilmektedir.
Ölüm Korkusunun Belirtileri Nelerdir?
Ölüm korkusunun belirtileri hem fiziksel hem de psikolojik olarak görülebilir.
1. Ölümle İlgili Yoğun ve Tekrarlayan Düşünceler
Kişi kendisinin veya yakınlarının ölümü ve ölüm sonrası hakkında düşünmeye başlayabilir. Bu düşünceler kontrol edilmesi zor hale geldiğinde kişiyi yorabilir.
2. Bedensel Belirtiler
Kalp çarpıntısı
Terleme
Titreme
Nefes darlığı
Baş dönmesi
Mide rahatsızlığı
Göğüs sıkışması
3. Kaçınma Davranışları
Kişi ölüm düşüncesini tetikleyen durumlardan kaçınabilir. Cenazelerden, hastanelerden, ölümle ilgili konuşmalardan ve haberlerden uzak durmaya çalışabilir.
4. Uyku Sorunları
Özellikle gece saatlerinde gelen ölümle ilgili düşünceler, uykuya dalmayı zorlaştırabilir ve sık sık uyanmalara neden olabilir.
5. Yaşamdan Uzaklaşma
Sürekli ölüm kaygısı yaşayan kişiler sürekli kötü bir şey olacak hissi ile plan yapmaktan kaçınabilir. Bu da kişilerin hayatın tadını çıkarmasını zorlaştırabilir.
6. Güvence Arama İhtiyacı
Kişiler yakınlarına sürekli “Bir şey olmayacak değil mi?” gibi sorularla güven alma ihtiyacı hissedebilir. Bu durum kısa vadede rahatlama sağlasa bile uzun vadede yeterli gelmeyerek kaygının devam etmesine neden olabilir.
Ölüm Korkusuyla Nasıl Baş Edilebilir?
Çoğu durumda olduğu gibi ölüm korkusu ve kaygısında da bu durumu bastırmaya çalışmak ileride daha büyük etkilerle bize dönebilmektedir. Önemli olan bu korkuyu yönetmeyi öğrenebilmektir. Bu noktada Terör Yönetimi Kuramı (Terror Management Theory) önümüze çıkmaktadır.
Terör Yönetimi Kuramı’na göre insanlar, ölümlü olduğunun bilincinde olan canlılardır. Bu bilinç zaman zaman yoğun bir kaygıya yol açabilir. Fakat insanlar bu kaygıyla baş edebilmek için çeşitli savunma mekanizmaları geliştirirler. Kültürel değerlere bağlanmak, yaşamı anlamlı hale getirmeye çalışmak, başarılı olmak, yakın ilişkiler kurmak veya geride bir iz bırakmaya çalışmak bu mekanizmaların bazılarıdır.
Ölümün kaçınılmazlığını bilmek insanı her zaman yalnızca korkuya sürüklemez. Aynı zamanda hayatı daha anlamlı yaşamaya çalışmak ve daha güçlü ilişkiler kurmaya yöneltebilir.
1. Ölüm Düşüncesini Bastırmaya Çalışmamak: Batırmaya çalışmak, bazen bu düşünelerin akla daha çok gelmesine neden olabilir.
2. Kontrol Edebildiğimiz Alanlara Odaklanmak: Ölümün kendisini kontrol edemesek de yaşamın içerisinde kontrol edebileceğimiz pek çok alan var. Spor yapmak, sağlıklı beslenmek gibi alışkanlıklar geliştirmek, ilişkilerimize zaman ayırmak ve kişisel hedeflerimize odaklanmak, yaşam üzerindeki kontrol hissimizi güçlendirebilir.
3. Belirsizliği Kabul Etmeyi Öğrenmek: Hayattaki tüm belirsizlikleri ortadan kaldırmak mümkün değildir. Ölüm korkusunun büyük bir nedeni de belirsizlik hissidir. Belirsizlikle kalabilme becerisi geliştirmek, kaygıyla baş etmede önemlidir.
4. Anda Kalmaya Çalışmak: Geçmişe veya geleceğe yönelik yoğun düşünceler kaygıyı arttırabilir. Farkındalık çalışmaları, kişinin içinde bulunduğu ana dönmesinde yardımcı olabilir. Bu sayede kaygı verici düşüncelerle arasına mesafe koyabilir. Anda kalarak kaygınızı yönetmek için “Mindfulness ve Duygu Düzenleme Anda Kalarak Duygularımızı Yönetmek” adlı diğer yazımıza göz atabilirsiniz.
5. Profesyonel Destek Almak: Ölüm kaygısı kişinin günlük yaşamını etkilemeye, sürekli zihnini meşgul etmeye veya kaçınma davranışlarına neden olduğunda profesyonel destek almayı düşünebilirsiniz.
Ölüm yaşamlarımızın kaçınılmaz bir parçasıdır. Zaman zaman bu gerçekle yüzleşmek zorlayıcı olabilir. Ancak ölüm korkusunu anlamak ve bu korkuyu düzenlemeyi, onunla sağlıklı bir ilişki kurmayı öğrenmek, kişilerin yaşamını daha anlamlı ve daha bilinçli sürdürmesine yardımcı olabilir.
Nazmiye Nur Yorulmaz



