“Yapma” Demek Yetmiyor: Çocuklarda Tikleri Anlamak ve Doğru Yaklaşmak
Çocuğunuzun gözlerini sık sık açıp kapadığını, omuzlarını sürekli olarak hareket ettirdiğini, burnunu çektiğini ya da sürekli boğazını temizleyip sesler çıkardığını fark ettiğiniz oldu mu? Çocuğunuza “Dur”, “Yapma”, “Kendini tut” veya “Niçin böyle davranıyorsun?” dediğiniz halde bu davranışların sürekli olarak devam ettiğini gözlemlediğiniz oldu mu? Anne babalar için endişe verici olan bu davranışlar bazen bir alışkanlık olarak değerlendirilebilir. Ama bazı tekrarlayıcı hareketler veya sesler, çocukların istemsiz ve bilinçsiz olarak gerçekleştirdiği tiklerle ilişkili olabilir. Peki tik nedir, neden ortaya çıkar ve çocuğuna tikleri nedeniyle müdahale etmek isteyen bir ebeveyn nasıl davranmalıdır?...
Tik Nedir?
Tikler, bireylerin istemeden yaptığı, tekrar eden ani, hızlı ve tekrarlayıcı hareketler ya da çıkardığı seslerdir. Mesela; göz kırpma, yüzünü buruşturma, başını sağa sola hareket ettirme, omuz silkme gibi davranışlar motor tiklere; boğaz temizleme, burun çekme veya belirli sesleri çıkarma gibi davranışlar ise vokal tiklere örnek olarak verilebilir.
Tikler her bir çocukta aynı şekilde gözlemlenmeyebilir. Bazı çocuklarda yalnızca bir ses ya da hareket ortaya çıkarken bazı çocuklarda zaman içerisinde değişiklik gösteren farklı tikler ortaya çıkabilir. Ayrıca tiklerin şiddeti ve sıklığı da zaman içinde değişiklik gösterebilir.
Burada önemli olan noktalardan biri, her tekrarlayan davranışın tik olmayabilir. Bir çocuğun sık sık gözünü kırpması yalnızca bir tikten dolayı olmayabilir. Farklı bir durumla da ilişkili olabilir. Bu nedenle doğrudan tanı belirtmek doğru değildir.
Tikler Neden Ortaya Çıkar?
Ebeveynlerin veya bakım verenlerin tiklerle ilgili en çok merak edip sordukları sorulardan biri “Bunu neden yapıyor?” sorusudur. Tiklerin ortaya çıkışını tek bir nedene bağlamak mümkün olmadığı gibi tanısını koymakta zordur. Tik bozukluklarında nörolojik ve genetik etkenlerin de rol oynayabildiği bilinmelidir.
Bunun yanında çocuğun bazı dönemler yaşadığı stres, kaygı, heyecan, yorgunluk veya yoğun yaşantılar bazı durumlarda tiklerin daha sık ve belirgin hale gelmesine neden olabilir. Mesela bir çocuk okulda yoğun ve yorucu bir gün geçirdiğinde ya da çok önem verdiği bir sınav öncesinde tiklerinin arttığını fark edebilir. Bu durum, tiklerin sadece stres nedeniyle ortaya çıktığı anlamına gelmez; stres, tiklerin görünürlüğünü ve sıklığını etkileyen bir faktördür diyebiliriz.
Böyle durumlarda ebeveynlerin “Son zamanlarda çok stresliydi” diyerek sebebini buna bağlaması doğru değildir. Bunun yerine davranışı gözlemlemesi ve gerektiğinde uzmanlara başvurması önemlidir.
“İsteseydi Yapmazdı”
Tiklerle ilgili bilinen en yanlış algılardan biri çocuğun bu davranışı bilerek yaptığını ve aynı zamanda bu davranışları istediği zaman durdurabileceğini düşünmeleridir. Ama bilinenin aksine tikler istemsizdir. Bazı çocuklar tiklerini kısa süre için baskılamaya çalışsa da bu kontrol edebildiği anlamına gelmez. Uzun süreli bastırma çabaları ise çocuk için oldukça zor ve yıpratıcıdır.
Bu sebeple çocuğa sürekli “Kendini tut”, “Yapma”, “Başlama yine” demek davranışın ortadan kalkmasını sağlamayabilir. Aksine çocuk, çevresindeki insanların tikine odaklandığını düşünerek kendisini daha fazla gözlemlemeye ve rahatsızlık duymaya başlayabilir.
Tikler Çocuğun Duygusal Anlamda Yaşamını Nasıl Etkileyebilir?
Çocuklar için tiklerin varlığından ziyade, çevresinde bulunan insanların yaptığı davranışlara verdiği tepkiler zorlayıcı olabilir. Özellikle okul çağına geldiklerinde davranışlarının daha çok ark edildiğini, arkadaşlarının dikkatini çektiğini, alay edildiğine hatta akran zorbalığına maruz kalmak çocuğun sosyal yaşamını oldukça zora sokabilir. Bu nedenden dolayı tik sadece çocuğun davranışlarını etkilemek ile kalmayıp, bu davranışların günlük yaşamında da zorlanmasına sebebiyet verebilmektedir.
Çocuğun “Şu an herkes bana bakıyor”, “Arkadaşlarım benimle dalga geçecek” gibi düşünceler söylediğinde ve ebeveynler tarafından fark edildiğinde, onu susturmak ve baskılamak yerine duygularını anlatabileceği aynı zamanda anlaşılabileceği güvenli bir ortam oluşturmak önemlidir. Çünkü çocuğun aslında ihtiyacı çoğu zaman “Bu tikler nasıl geçer?” sorusu sorulmadan önce “Bu durum ona nasıl hissettiriyor? Sorusunun sorulmasıdır.
Peki Ebeveynler Tiklere Nasıl Yaklaşmalı?
Çocuğunda tik olduğunu fark eden ebeveynler ilk olarak bu davranışı durdurmaya çalışabilir ve göz ardı edebilir. Ancak tikler konusunda sakin kalınmalı, doğru tepkiler verilmeli, güvenli ve sakin bir yaklaşım sergilemelidir.
Tikleri sürekli hatırlatmayın
Çocuğun her tik yaptığında sürekli olarak “Yapma”, “Yine yaptın”, “Artık durmalısın” gibi cümleler söylemek, çocuğun bu davranışlara daha fazla odaklanmasına ve sık tekrar etmesine sebep olabilir. Tik durumunun mevcut olduğu anlarda sakin kalmak ve sürekli olarak uyarmamak daha destekleyici bir ortam yaratabilir.
Çocuğu utandırmayın
Çocuğun göstermiş olduğu tik davranışlarını başkalarının, arkadaşlarının yanında dile getirmek, alay etmek veya sürekli olarak bu davranışlar üzerinde yorumlar yapmak çocuğun utanmasına ve kendisini kötü hissetmesine sebep olabilir. Utandığı durumlarda onun yanında olarak daha destekleyici ve güvenli tutum sergilenmelidir.
İsteyerek yaptığı düşüncesine kapılmayın
“İsteseydi yapmazdı” düşüncesi, çocuğun mevcut durumunu anlamayı zorlaştırabilir. Tiklerin istemsiz olduğunu ve çocuğun bilerek yapmadığını bilmek hem ebeveyn hem de çocuk için daha sağlıklı bir yaklaşım benimsenmesine sebep olabilir.
Çocuğu dinleyin
Çocuğun tekrar eden bu davranışlar hakkında ne düşündüğünü, bu davranışların onu rahatsız edip etmediğini ve arkadaşlarının nasıl tepki verdiğini konuşmak değerlidir. Ancak bu konuşmalar zorlayarak ve sorgulayarak olmamalıdır. Çocuğa kendini ifade edebilmesi yaşadığı durumları aktarabilmesi için uygun ve güvenli bir alan yaratılmalıdır.
Günlük yaşamı için destek olun
Çocuğun uykusunu yeterli olarak aldığı, dinlendiği, düzenli ilerleyen günlük yaşam ve çocuğun kendisini özgürce ifade edebildiği bir aile ortamı destekleyici olabilir. Bununla birlikte hangi durumlarda tiklerin arttığına dair gözlem yapma ve uzman içinde yararlı bilgiler elde etme fırsatı sunabilir.
Tik Ne Zaman Uzman Değerlendirmesi Gerektirir?
Her tik kesin olarak tedavi edilmelidir demek doğru değildir. Bazı çocuklarda tikler seyrek yaşanabilir ve günlük yaşamı çok etkilemeyebilir. Ancak bazı tikler okul yaşamı, aile yaşamı, sosyal ilişkiler ve günlük olarak yaptığı işlerdeki işlevselliğini bozuyor; aynı zamanda yaralanmaya, ağrıya veya bu durumla ilgili ciddi sıkıntılar yaşıyorsa uzman değerlendirmesi gerekebilir.
Gerektiğinde davranışsal tedaviler de kullanılabilir. Tiklere yönelik davranışsal yaklaşımlardan biri olan CBIT, kişinin tiklerini ve tik öncesindeki dürtülerini fark etmesini, tikle başa çıkmaya yönelik alternatif davranışlar geliştirmesini ve tikleri artırabilen durumlarla baş etmesini hedefler.
Çocuğun Tikine Değil, Çocuğun Kendisine Odaklanmak
Çocuğunda tik olduğunu fark eden ebeveynlerin ilk davranışı tikleri hemen ortadan kaldırmak olabilir. Ama bu süreçte en önemli adım, çocuğunu farklı algılamayıp sadece bu davranıştan ibaret olmadığını unutmamalıdır. Çocuk sürekli olarak gözünü kırpıyor, omuzlarını ellerini tekrarlı olarak sallıyor ya da sık sık belirgin sesler çıkarıyor olabilir. Bu davranışlar çocuğun kişiliğini, değerini, yeteneklerini ve hayata bakış açısını tanımlamaz. Sürekli olarak çocuğun yanında tiklerinden bahsetmek ve bastırıp, uyarmak yerine onunla oyunlar oynamak, başarılarını ve başarabilecekleri üzerine sohbet etmek ve en önemlisi kendisini olduğu gibi kabul edildiğini hissettirmek tüm bu süreçte en değerli olandır.
Çünkü çocuk için güvenli bir ortam yalnızca tiklerin nasıl göründüğüyle değil, çevresindeki insanların bu tiklere nasıl tepki verdiğiyle de şekillenir.
Psikolog Nazmiye Nur Yorulmaz



