Telefonumuzu açtığımızda en sevdiğimiz influencerların hikayelerini izliyor, favori müzik grubumuzun çıkardığı yeni müziği dinliyor veya favori oyuncumuzun röportajını izliyoruz. Zamanla onların konuşma tarzını, neleri sevip sevmediklerini, günlük rutinlerini öğreniyoruz. Ve bir noktadan sonra onları gerçekten tanıyormuş gibi hissedebiliyoruz. Fakat bu yakınlık hissi çoğunlukla tek taraflı oluyor. Çünkü karşımızdaki kişi bizim varlığımızdan haberdar değildir. Bu durumu psikolojide “parasosyal ilişki” olarak adlandırıyoruz. Günümüzde sosyal medyanın etkisi ve insanın bağ kurma ihtiyacı ile bu tür ilişkiler oldukça yaygınlaştı.

Parasosyal İlişki Nedir?

İlk kez 1956 yılında Donald Horton ve Richard Wohl tarafından tanımlanan bu kavram, kişinin hiç tanımadığı biriyle tek taraflı bağ kurması anlamına geliyor. Influencerlar, ünlüler veya bir içerik üreticisiyle kurulan bu tek taraflı bağ çoğu zaman kişiye gerçek bir ilişkiymiş gibi hissettiriyor. Hayranlıkla başlayan bu ilişki zamanla bir bağımlılığa dönüşebilir.

Parasosyal İlişkiler Neden Günümüzde Daha Yaygın?

Eskiden ünlülere ulaşılabilecek birkaç sosyal mecra vardı: gazeteler, radyolar ve televizyon gibi. Ünlüler bu mecralarda içeriklerini, dizilerini, şarkılarını ve röportajlarını sunarlardı. Şimdi ise gelişen teknoloji ve sosyal medya ile işler biraz değişti. Ünlüler artık sadece sanatını üretmekle kalmıyor, Instagram hikâyeleri ile istedikleri zaman günlük rutinlerini paylaşabiliyor, evlerini gösteriyor, kahve içerken sohbet edebiliyor ve takipçilerine isimleriyle cevap verebiliyorlar. Bu sayede insanlar, ünlülerle artık daha fazla tek taraflı bağ kurmaya başlıyorlar. Onları bir arkadaşları veya ailelerinin bir üyesi gibi görmeye başlayabiliyorlar.

Beynimiz Parasosyal İlişkileri Neden Gerçek Bir Yakınlık Gibi Algılar?

İnsan beyni sosyal bağlar kurmaya ve tanıdık yüzlere karşı yakınlık hissetmeye eğilimlidir. Sosyal medyanın da sunduğu etkileşim biçimleri bu eğilimi daha da güçlendirebilir.

Sürekli maruz kalmak tanıdıklık hissini artırabilir. Psikolojide bu duruma “mere exposure effect” denir. Her gün aynı içerik üreticisinin videolarını izlemek veya hikayelerini ve paylaşımlarını görmek, o kişiye karşı aşinalık ve yakınlık hissettirir. Bunun sonucunda beynimiz o kişiyi sosyal çevremizden biri gibi algılayabilir.

Günlük yaşamın paylaşılması yakınlık hissettirir. Sabah kahvaltısı, aile üyeleri, ev ortamı, günlük rutinler gibi içerikler sosyal medya sayesinde ayrıntılı bir şekilde paylaşılır. Bu da takipçilerde “onu gerçekten tanıyorum” hissini güçlendirebilir. Oysa bu yakınlık tek taraflıdır ve seçilmiş paylaşımlardan oluşur.

Etkileşim hissi ilişkiyi güçlendirir. Canlı yayınlar, soru-cevap etkinlikleri, yorumlara verilen yanıtlar ve hikâye anketleri, takipçilerin ilişkiyi karşılıklıymış gibi deneyimlemesine katkı sağlayabilir. İçerik üreticisi milyonlarca kişiye sesleniyor olsa bile, takipçi bu iletişimi kişisel bir bağ olarak yorumlayabilir.

Algoritmalar aynı kişiyi tekrar tekrar karşımıza çıkarır. Bu sayede bu kişilere gün içinde sürekli maruz kalırız.

Yalnızlık ve aidiyet ihtiyacı etkili olabilir. İnsanlar sosyal varlıklardır ve bağ kurmaya ihtiyaç duyarlar. Özellikle pandemi zamanında olduğu gibi, sosyal etkileşimin ve desteğin azaldığı, yalnızlık hissinin arttığı zamanlarda, parasosyal ilişkiler kişiye geçici bir aidiyet ve yakınlık hissi sağlar. Bu da bazı kişilerde duygusal olarak rahatlatıcı bir işleve sahip olabilir.

Parasosyal İlişkiler Ne Zaman Sorun Haline Gelir?

Parasosyal ilişkiler tek başına zararlı olmayabilir. Sevilen bir sanatçıyı, sporcuyu ya da içerik üreticisini takip etmek ve ona karşı yakınlık hissetmek oldukça yaygın bir deneyimdir. Ancak bu bağ, kişinin gerçek yaşamındaki sosyal ilişkilerin önüne geçmeye başladığında bazı riskler ortaya çıkabilir.

Gerçek ilişkilerin yerini almaya başladığında, sosyal medyada takip ettiğiniz ünlüler, sanatçılar, sporcular veya influencerları aile üyeleriniz veya yakın bir arkadaşınız gibi görüp sosyal ilişkilerinizi onlara göre düzenlemeye başladığınızda ya da bunu takıntı hâline getirdiğinizde tehlikeli olmaya başlayabilir.

Benzer şekilde, takip ettiğiniz insanların hayatındaki olaylar duygu durumunuzu aşırı derecede etkilemeye başladığında, örneğin paylaşılan bir içeriğe kişisel anlamlar yükleyip üzülmeye başladığınızda ya da onların hayatını öğrenmek için yoğun zaman harcayıp saatlerinizi ekran başında ünlüleri izlemeye ayırdığınızda bu ilişki zararlı hâle gelebilir.

Kısacası, parasosyal ilişkiler gerçek sosyal bağların yerini almaya başladığında, günlük yaşamı ve psikolojik iyi oluşu olumsuz etkilediğinde sağlıksız bir hâl alabilir. Bu nedenle dijital içeriklerden keyif alırken, gerçek yaşamda kurulan karşılıklı ve dengeli ilişkileri sürdürmek önemlidir.

Sağlıklı Sınırlar Nasıl Korunabilir?

Parasosyal ilişkiler, tek başına zararlı değildir. Takip ettiğimiz bir sporcu, içerik üreticisi veya sanatçının içeriklerinden ilham ve keyif alabiliriz. Önemli olan, bu ilişkinin tek taraflı olduğunu unutmamak ve gerçek yaşamda kurulan karşılıklı ilişkilerin yerini almasına izin vermemektir.

Sağlıklı sınırlar oluşturmanın ilk adımı dijital içerikleri bilinçli bir şekilde tüketmektir. Bir içerik üreticisinin içerikleri her zaman gerçeği yansıtmayabilir. Bir içerik üreticisi, içeriklerinde çoğu zaman hayatının tamamını göstermez ve bu içerikler belli bir kurgu veya plan içerir. Bu durumun farkında olmak gerçeklik algısını korumaya yardımcı olabilir.

Karşılıklı iletişim üzerine kurulu gerçek ilişkiler, parasosyal ilişkilerin karşılayamayacağı empati ve destek gibi birçok ihtiyacı karşılar. Bu nedenle aile üyeleriyle, arkadaşlarla ve sosyal çevreyle geçirilen zamanı ihmal etmemek önemlidir.

Ayrıca ekran süresini dengelemek de sağlıklı sınırlar oluşturmanın önemli bir parçasıdır. Farklı ilgi alanlarına yönelmek, hobi edinmek ve çevrimdışı zaman geçirmek dijital dünyanın yaşam üzerindeki etkisini dengeleyebilir.

Son olarak, takip edilen kişinin yaşamındaki gelişmelerin sizin duygu durumunuzdaki değişimleri ne ölçüde etkilediğini zaman zaman değerlendirmek faydalı olabilir. Eğer bu ilişki yoğun duygusal sıkıntılara yol açmaya, günlük işlevselliğinizi etkilemeye ve gerçek sosyal bağların önüne geçmeye başlıyorsa, bu durumu fark etmek ve gerekirse bir ruh sağlığı uzmanından destek almak önemlidir.

Psikolog Nazmiye Nur Yorulmaz