Hayatımız boyunca yüzlerce hatta binlerce insanla tanışırız. Kimiyle sosyal ortamlardan kimiyle sosyal medyadan. Ancak tanıştığımız her insanı hatırlamaz, hepsiyle aynı düzeyde yakınlık kurmayız. Kimisi çok yakın arkadaşımız olur, kimisiyle sadece bir tanıdık olarak kalırız. Peki bunun nedeni sadece zaman veya ilgimiz mi yoksa beynimizin koyduğu bir sınır mı?

İngiliz antropolog Robin Dunbar 1992’de yaptığı birtakım çalışmalar ile neokorteksin evrimini anlamaya çalışıyordu. Bu çalışmalar neticesinde insanların sosyal ilişkilerini yönetme kapasitesinin beyin yapısıyla bağlantılı olduğunu öne sürmüştür. Geliştirdiği "Dunbar Sayısı" ve "Dunbar Katmanları" teorisi, neden yalnızca belirli sayıda kişiyle güçlü bağlar kurabildiğimizi açıklamaya çalışmaktadır.

Dunbar Sayısı Nedir?

Robin Dunbar, yaptığı araştırmalar neticesinde insan beyninin yaklaşık 150 anlamlı sosyal ilişkiyi sürdürebilecek bilişsel kapasiteye sahip olduğunu ileri sürdü.

Bu 150 kişiyle kurulan anlamlı ilişki illa aşk veya sevgi üzerine kurulu olmak zorunda değil. Bize yardımcı olan insanlar veya bir sebeple etkileşimde olmak zorunda olduğumuz insanlar olabilirler.

Neden 150 Kişi?

Aslında Dunbar’ın katmanlarında 5, 15, 50, 150, 500 ve 1500 sayıları da mevcuttur. Ancak bu katmanlar arasında en çok dikkat çeken ve popülerleşen sayı 150 olmuştur. Dunbar bu sonuca, farklı primat türlerinde neokorteks büyüklüğü ile sosyal grup büyüklüğü arasındaki ilişkiyi inceleyerek ulaşmıştır.

Dunbar Katmanları

Dunbar'a göre katmanlar büyüdükçe kişi sayısı artarken, her bir kişiye ayrılan zaman, ilgi ve duygusal yatırım azalır. İnsanların bilişsel kapasitesi ve günlük yaşamda sahip oldukları zaman nedeniyle herkesle aynı düzeyde yakın ilişki kurmaları mümkün değildir.

1- Çekirdek Grup (Yaklaşık 5 Kişi): En iç katman olan çekirdek grubu, aile, partnerimiz veya en yakın arkadaşlarımızdan yani duygusal olarak bağlarımızın en güçlü olduğu insanlardan oluşmaktadır. Zor zamanlarda ilk başvurduğumuz, en çok güvendiğimiz ve duygusal desteğini hissettiğimiz kişiler bu katmandadır.

2- Yakın Dostlar (Yaklaşık 15 Kişi): Çekirdek grubun da içinde olduğu bu katmandaki insanlarla güçlü güven ilişkilerimiz vardır. Özel günlerimizi, önemli gelişmelerimizi paylaşarak bir araya geliriz. Sık sık görüşmesek bile gerektiğinde birbirimize destek oluruz.

3- Yakın Sosyal Çevre (Yaklaşık 50 Kişi): Bu katmanda samimi arkadaşlar ve akrabalarımız bulunur. Birlikte vakit geçirmekten keyif aldığımız ve düzenli iletişim kurduğumuz kişilerdir.

4- Anlamlı Sosyal Ağ (Yaklaşık 150 Kişi): Dunbar’ın en çok bilinen bu katmanında birbirimizi tanıdığımız ve sosyal ilişkiler kurduğumuz kişiler yer alır. Bu kişiler iş ve üniversite arkadaşları, komşular veya geçmişte yakın olup hâlâ iletişimi tamamen koparmadığımız, ara sıra karşılaştığımızda sohbet ettiğimiz kişiler olabilir.

5- Tanıdıklar (Yaklaşık 500 Kişi): Bu katman, yüzünü ve adını bildiğimiz ancak düzenli iletişim kurmadığımız kişilerden oluşur. Eski okul arkadaşları ve zaman zaman karşılaştığımız kişiler örnek gösterilebilir.

6- Tanınan Kişiler (Yaklaşık 1500 Kişi): Katmanın en dışında ise yüzünü gördüğümüzde tanıyabileceğimiz ancak herhangi bir kişisel ilişki kurmadığımız insanlar bulunur. Bunlara örnek olarak sosyal medya fenomenleri verilebilir.

Yakın İlişkilerin Niteliğinin Önemi

İlişkilerin değerini sayılarla belirlemek mümkün değildir. Kurduğumuz bağlar zaman içinde değişebilir, bazı ilişkiler güçlenirken bazıları zayıflayabilir. Önemli olan, sahip olduğumuz ilişki sayısından çok bu ilişkilerin hayatımıza sağladığı katkılardır.

Zamanımız, dikkatimizi ve duygusal enerjimizi sınırsız sayıda kişiye ayırmamız mümkün değildir. Bu nedenle sağlıklı ve doyum verici ilişkiler kurabilmek, çok sayıda bağlantıya sahip olmaktan ziyade, karşılıklı güvene ve samimiyete dayalı bağlar geliştirmekle ilişkilidir.

Psikoloji alanındaki araştırmalar da güçlü bağların ruh sağlığını desteklediğini gösterir nitelikte. Kendimizi güvende hissettiğimiz, duygularımızı paylaşabildiğimiz ve gerektiğinde destek alabildiğimiz birkaç yakın ilişki; stresle başa çıkmayı kolaylaştırabilir, aidiyet duygusunu güçlendirebilir ve psikolojik iyi oluşu artırabilir.

Teoriye Yönelik Eleştiriler

Dunbar’ın ortaya koyduğu modelde “150 kişilik sosyal sınır” iddiası günümüzde hala tartışılmaya devam etmektedir.

En temel eleştirilerden biri insanların sürdürebileceği anlamlı ilişki sayısının tek bir sayıyla ifade edilemeyeceğidir. Sosyal ilişkiler; bireyin kişilik özellikleri, yaşı, yaşam koşulları, çevresi ve mesleği gibi birçok faktörden etkilenmektedir. Bu nedenle herkesin sosyal ağı aynı büyüklükte olmamaktadır.

Bir diğer tartışma konusu ise teknolojinin sosyal ilişkiler üzerindeki etkisidir. İnternet ve sosyal medyanın yaygınlaşması sayesinde insanlar geçmişe kıyasla çok daha geniş sosyal ağlara sahip olabilmektedir. Bununla birlikte, araştırmalar çevrim içi ortamda kurulan çok sayıdaki bağlantıların her zaman güçlü ve anlamlı ilişkiler anlamına gelmediğini göstermektedir. Yakın ilişkiler; ortak deneyimler, güven, karşılıklı destek ve düzenli etkileşim gerektirdiğinden, dijital iletişimin bu ilişkilerin yerini tamamen alıp alamayacağı hâlen tartışılan bir konudur.

Dunbar Katmanları bir kural olarak değil, insan ilişkilerimizin nasıl organize edilebileceğini açıklayan kuramsal bir model olarak değerlendirilmelidir. Günümüzde sosyal medya aracılığı ile yüzlerce hatta binlerce insana ulaşabiliyor olsak önemli olan ulaşabildiğimiz insanların sayısı değildir. Asıl önemli olan sınırlı sayıdaki güvendiğimiz, bağ kurduğumuz ve ihtiyacımız olduğunda yanımızda olan insanlardır. Çünkü ruh sağlığımızı güçlendiren şey, tanıdığımız insan sayısından çok, onlarla kurduğumuz bağların niteliğidir.

Psikolog Nazmiye Nur Yorulmaz